PAOK Retzina Malamatina

Geçen sezon ligde Play-off’a bile katılamayan basketbol takımımız, sezon başında Wildcard alarak Eurocup’a gitmeye hak kazandı. Eurocup grup kuraları üç torbadan oluşurken, Aris, AEK, PAOK olmak üzere Yunan takımlarından biriyle aynı grupta yer alacaktık. Yıllardan beri PAOK’a karşı duyduğumuz sempati ve sevgi azalmasın diye aynı gruba düşmemeyi çok istedim. Tabii ki yine isteğimiz olmadı ve PAOK ile eşleştik.

Maç tarihi 28 Ekim olarak belirlenince tatili de birleştirip hem maça gidelim hem de güzel bir Selanik gezisi yapalım mantığıyla aldık uçak biletlerini. Beşiktaşlı şansı peşimizi bırakmadı, İstanbul’dan biz dahil 3-4 otobüs insan bu maçı beklerken, maçtan 5 gün önce 28 Ekim Yunanistan’ın ‘Kurtuluş Bayramı’ bahane edilerek deplasman yasağı getirildi. Geçen sene de yine Yunanistan’daki grev nedeniyle Tripoli deplasmanına gidememişti bir çok Beşiktaşlı. Biz gözü kararttık PAOK’lu dostların yanımızda olacağı garantisini alıp düştük yola.

Salona girdik, ailelerle birlikte 15-20 Beşiktaşlı olunca bench arkasına Beşiktaş tribünü açıldı, bir nevi yasak delinmiş oldu. Basket maçıyla aynı saatte PAOK’un futbol maçının olması, basket takımlarının kötü olması ve deplasman yasağı olması gibi belirli sebeplerle salon boş kaldı. Salonda Beşiktaş’a sempati duyan Gate 4 grubundan ziyade Macedonia’s isimli Partizan’ı kardeş belleyen faşist grup vardı. Hal böyle olunca tribünde Güney Kıbrıs bayrakları ve minaresi yıkık Ayasofya pankartları vardı. Bunun olabileceğini tahmin ettiğimiz için tribünlerle değil sahayla ilgilendik.

Maç içinde takım adına her şey yolunda gitti, bu sene çok net bir durum var gözlemlediğim, önde başlarsak kazanıyoruz, geride başlarsak kaybediyoruz. Kaybettiğimiz Karşıyaka, Giresun ve Avtodor maçlarında geride, kazandığımız Rytas ve Telekom maçlarında da önde başladık. Aynı şekilde Paok maçını da başından beri önde götürdük. Ara sıra PAOK, tribünü de arkasına alarak yaklaşmaya çalışsa da 8-9 sayıdan fazla yaklaşamadılar. Yeni coach Yağızer Uluğ’un bu durumda etkisi var mı? Tabii ki bunu tek maçta göremeyiz ama özellikle pota altına yırtıcı bir transfer yapılırsa ben takım adına umutluyum. Tribün açısından sayının az olması nedeniyle beklentimiz karşılanmadı ama az sayıya rağmen maça fazlasıyla etki ettiler. Ayrıca en önemli nokta, oyuncuları serbest atış kullanırken susmuyorlar arkadaşlar bilginiz olsun.

Maç bitti 100’ü attık yüzümüz güldü, geriye keyif sürmesi kaldı. Maç sonrası salon altındaki PAOK Store sahibi abimiz Beşiktaşlı olduğumuzu öğrenince bize küçük basketbol müzesini gezdirdi. Çok iyi bir basketbol kültürleri var, 1991’de Saporta Kupası’nı, 94’te Koraç Kupası’nı kazanmışlar, 92 Saporta Cup finalinde Real Madrid’e son saniyede kaybetmişler. Hikayesi güzel maçları sevenlere o finalin son saniyelerini izlemelerini tavsiye ederim. Beşiktaş’ın başına gelse intiharlar gerçekleşebilirdi. 13 yıl NBA‘de oynayan, Hidayet Türkoğlu’nun takım arkadaşı olan Peja Stojakovic de NBA’e gitmeden önceki 4 senesini PAOK’ta geçirmiş.

Gelelim Selanik şehrine ve PAOK’lu dostlarımıza. Şehir İzmir’in aynısı diyebiliriz. Bizi karşılayan ilk arkadaş, şimdi İzmir Kordon’a gidiyoruz diyerek bizi sahil tarafına götürdü. Sahil kısmında zenginler boy gösterirken sahilin üst tarafında halktan insanlar mevcut, Yunanistan’daki krizin yanı sıra 12 yıldır yapılamayan metro inşaatı sebebiyle bir çok dükkan kapanmış harabe şekilde duruyor. Ne zaman metro çalışmalarının yanından geçsek “Bakın, bakın buraya metro yapacaklar” deyip kahkaha atıyorlar.

Salondaki faşistlerin yaptıkları, bizi karşılayan, ağırlayan, dört gün boyunca mutlu olmamız için ellerinden gelen her şeyi yapan PAOK’lu dostların insanlıklarıyla geride kaldı. Gittiğimizde futbol maçları deplasmanda olduğu için en keyifli kısmı kaçırdık aslında. Futbol maçlarının keyfini “Maçtan önce, maç sırasında, maçtan sonra, hep içiyoruz” cümlesiyle anlatıyorlar. En çok aldıkları alkol “Retzina Malamatina” isimli bir beyaz şarapmış. Bu sebeple “PAOK Retzina Malamatina” sloganları meşhurmuş. Bizim de “Şarabı da içeriz, esrarı da çekeriz” diye bestemiz var demedik tabi. Maça gidemesek de Toumba Stadı’nı gezdik, çevresinde “Kardeş çArşı’ya özgürlük” temalı birkaç yazılama da mevcuttu. Beşiktaş’a duydukları sempati dışında Türkiye’de yaşananlar hakkında bilinçli olmaları şaşırtıcıydı, seçim yüzünden geri alınamayan saat sebebiyle en az bizim kadar dalga geçiyorlar. Dilek Doğan’ı, Ankara Katliamı’nı, Türkiye’deki bir çok insandan daha fazla önemsiyorlar. Dilek’in başına gelenleri ayrıntılı bir şekilde anlattığımızda yüzlerinde oluşan acıyı hayatım boyunca unutmayacağım. Bir dost her akşam aramızdan erken ayrılıp sınırda bulunan mültecilere elindeki eşyaları götürüyordu. Bu güzel insanların bize yaklaşımı PAOK’a olan sempatimizi daha da artırdı.

Işık hızıyla geçen dört günü geride bırakıp, “Bir dahakine PAOK futbol maçına geleceğiz” diye söz vererek ayrıldık şehirden. Şimdi sırada fanzinimizden @buena vista’nın tavsiyesiyle Lizbon deplasmanı var!
cost synthroid accumulating. More precision in deciding the cause of metabolic acidosis



Yorumlar kapatıldı.

YOU MAY LIKE