Beleştepe: “Tribünler de, sokaklar da bizimdir!”

Herkesin bir beleş tepesi vardır, sevdiğimizin yanına gitmeye gücümüz yetmediğinde, karşısına çıkamıyorsak ; çıkarız tepeye, kaldırırız boynumuzu bakarız sevdiğimize uzaktan, alırız sazı elimize haykırırız sevdamızı, yar bunu bilmese de, dağlar, taşlar ve yarenler bilir, er ya da geç o da öğrenir…

Sokakta öğrendik futbolu. Siyah-beyaz televizyon başında farklı renklere sevdalandık. Sokakta kimimiz Sinyor Bartu oldu, kimimiz Metin Oktay, kimimiz de Metin – Ali – Feyyaz. Birlikte top oynamamızdan rahatsız olan mahallenin huysuz bakkalı zengin oldu. Eskiden topumuzu kesemeyen huysuz bakkal bu sefer sahamızı elimizden aldı. Önce sahalarımıza ucube binaları diktiler, sonra kale yaptığımız ağaçları yerinden söktüler Gezi Parkı’ndaki gibi.

Stadyumlara giderdik hafta sonları, her renkten taraftarlar olarak. Sonra tribünlerimizi ayırdılar; “siz yan yana duramazsınız” diye. Oysaki futbol kulüplerini yönetenler, medyada taraftarı kışkırtıp sonra sporda şiddet olmasın edebiyatı yapan kalemşörler hangi renkten olursa olsun yan yana durabiliyorlardı. Tüm bu başkalaşımın amacı futbol kültürünün içini boşaltıp, halktan uzaklaştırıp daha fazla rant elde edilecek konuma getirmekti.
Huysuz bakkal artık sadece zengin değil aynı zamanda sporu “yöneten” kişi olmuştu. Oturduğu yerden tribünlere el atmak istedi. Meşalelerimiz, konfetilerimiz bir bir elimizden alındı. Yetmedi, deplasman yasaklarını getirdiler. Tribünlere son olarak Passolig zorunluluğunu getirdiler. Ranta doymayan zihniyete karşı bir çok taraftar maçlara gitmeme kararı kaldı. Süper Lig’de her hafta oynanan 7 maçta toplam 60 bin ortalama seyirci sayısı e- bilete en büyük darbeydi. Statlar neredeyse bomboşken, tüm medya Passolig’i zikretmeden maçlarda taraftar olmayışını başka sebeplerle açıklamaya kalktılar. Utanmadan soruyorlar: “Taraftarlar nerede?”

Buradayız ; Siyah-beyaz, sarı-lacivert, sarı-kırmızı, bordo-mavi tüm renklerimizle buradayız. ‘Faşşolig’ uygulamasının olmadığı her yerdeyiz. Sevdamızdan ödün vermedik. Ama uyguladığınız sisteme karşı futbola başladığımız yere; sokaklara geri dönüyoruz! Endüstriyel futbola, ırkçılığa, milliyetçiliğe, cinsiyetçiliğe, her türlü nefret söylemi ve ayrımcılığa karşı 3 yıldır düzenlenen “KarşıLig’deyiz. Sisteme karşı alternatif alanlarımızla Passolig’in ve rantın olmadığı her yerdeyiz!

Tribünler de, sokaklar da bizimdir!

Tribünlerler ile sokağı birleştirmek için Beleştepe olarak Halkın Takımı, Semtin Çocukları, Sefaköy Kartalları ve çArşı ile beraber Abbasağa parkında sezon açılışı yaptık. Sokağı tribüne çevirmek için temsili futbol maçına ihtiyaç vardı. Siyah takım-beyaz takım maç yaptık, maç taraftarın sahaya attığı meşaleler nedeniyle yarıda kaldı. Tribünler her zamankinden daha fazla özgürdü. Passolig vardı kırdık, 6222 vardı tavşan yaptık, oyuncak TOMA vardı onu da küçük bir çocuk tekmeleyerek saha dışına attı.

Mücadelemiz sürüyor: E-bilet değil kağıt bilet için! Plastik bilet değil, plastik top için! Dijital reklam değil, el emeği göz nuru pankartlarımız için! Biber gazı değil, meşale kokusu için! Para babalarının kirli siyasetinin değil, sokağın sesinin tribünde yansıması için! Gözaltı dalgası değil; Meksika dalgası için! Çevik kuvvet otobüsünün değil, deplasman otobüsünün artması için! Kravatlıların değil, atkılıların yönettiği bir futbol düzeni için!

Yaşasın Beşiktaş! Yaşasın Beleştepe!
synthroid cost the test and ideally 24h beforehand (12h for hydrocortisone or cortisone



Yorumlar kapatıldı.

YOU MAY LIKE