Sahi, ne çok öldük biz!

Gençti. Öğretmendi. Annesi tabutu başında haykırdı, yıllarca atama beklediğini, yılmadığını, direndiğini ve sonunda kazandığını. Atanamayan öğretmenler, işsizlik, ulaşım… Ülkesinin sorunları onun da sorunuydu. Hepsinden ve her şeyden önemlisi o da tıpkı 10 Ekim’de Ankara’da sırf ‘barış’ istediği için katledilen onlarca candan sadece bir tanesiydi. Hacı Lokman Birlik‘in cansız bedeninin akrebin arkasında, yerlerde sürüklenmesi ona çok dokunmuştu. Hacı Lokman Birlik için barış istiyordu ve yakın çevresine, Ankara’ya bu yüzden gideceğini çoktan söylemişti bile.

Yeni nişanlandığını, ev kurduğunu dahi cenazesinden dönüşte amcasından öğrendik. Nişanlısı “Gitme, daha yapacak çok işimiz var” dedi. “Tamam” dedi o da. Ama sabah olduğunda o hayalini kurduğu “barış” için Ankara’daydı yoldaşlarıyla beraber. Aynı yola emek verdiği insanlarla beraber. İyi Beşiktaşlı’ydı. İstanbul’da öğretmenlik yaparken elinden geldiğince Beşiktaş’ın hiçbir maçını kaçırmazdı. Maçtan önce Şairler Parkı’nda birasını yudumlar, dost muhabbetine can katardı. Öyle iyi Beşiktaşlı’ydı ki, Barış Mitingi’ne bile boynunda siyah beyaz ‘Halkın Takımı’ atkısıyla gitmişti.

Belki bir çoğumuzun adını bile unuttuğu, Ankara’da bir Cumartesi sabahı sırf barış istedikleri için katledilen onlarca candan biri yukarıda anlattığım can; Ata Önder Atabay. Birlikte çok sevdiğimiz, Beşiktaşımızın maçından önce Şairler Parkı’nda konuşmuştuk Önder Hoca’mla. Yoğun bakımda olduğunu duyunca dünyam başıma yıkıldı desem az kalır. Öyle ki hayatım boyunca yazdığım en zor yazı -bu yazıyı saymazsak- onun çok acil kana ihtiyacı olduğunu anlatan duyuru yazısıydı. Böyle bir durumda, onu yoğun bakımda hem de o halde görmeye ne kadar dayanabilirdim sorusunun da bir cevabı yok. Hiç olmadı, hiç bir zaman da olmayacak. Ziyaret etmek istedik onu. Gücüne güç katmak istedik. Üzerimizde o çok sevdiğimiz Beşiktaş’ımızın formalarıya, boynumuzda Halkın Takımı atkılarıyla yanına gitmek istedik. Tam yola çıkmanın hazırlıklarını yaparken o kötü haberi aldık. Hocamız, Ata Önder Atabay‘ımız artık yoktu.

Fakat şimdi bizi daha da zorlu bir yolculuk bekliyordu. Hocamızı son yolculuğuna uğurlamak. Hiç düşünmeden koyulduk yola. Aradaki kilometrelerin, saatlerce yollarda olacak oluşumuzun hiçbir önemi yoktu çünkü. Malatya’ya, köyüne, Hekimhan’a vardığımızda ilk kuzeni karşıladı bizi. Camiden mezarlığa kadar yalnız bırakmadık hocamızı. Boynundaki Halkın Takımı atkılarıyla uğurladık onu. Barış isteyen tüm canları katledenleri lanetleyerek. Kendimi bildim bileli böylesi durumlarda hep güçlü ve sert zannederdim. İlk defa Hocam’ı, Önder Abim’i toprağa verdikten sonra bu denli kötü oldum.

Ve şunu da eklemek isterim ki ne camide tabutunun başında ne de gömüldükten hemen sonra mezarının başında annesinin söylediklerini hayatım boyunca asla unutmayacağım. Şüphesiz ki katiller anaların döktüğü göz yaşında boğulacak. Sahi güzel günleri yaşamak için ne çok öldük biz!
Tadapox buy Tadapox buy online



Yorumlar kapatıldı.

YOU MAY LIKE