Sol Bek’in kendisiyle röportajı!

Halkın Takımı Beşiktaş’a gönül vermiş bir avuç “muhalif-solcu” tarafından hazırlanan ve ücretsiz dağıtılan Sol Bek, 4. Sayısını Slaven Biliç’e ayırmış. Biz de Sol Bekçiler’le bir söyleşi yapalım dedik. Yaptık da…

Önce adınızdan ve türünüzden başlayalım, niçin “sol bek” ve niçin fanzin?

Mart’ta çıkan ilk sayımızda da söylüyoruz, fanzinde büyülü bir hal vardır. Piyasaya bulaşmadan, ISBN ile kirletilmeden söz söyleyebilmenin özgürlüğünden kaynaklanan bir büyü. Kolektif ürün yaratmanın, masrafları aramızda bölüşerek dağıtım için koşturuyor olmanın hazzı siber âleme post’lamaktan daha kalıcı ve koleksiyon değeri taşıyan bir ürünümüz oluyor sonuçta. Sol Bek adına gelince. İlk olarak, ilk sayıda söylediğimiz gibi, inanıyoruz ki maçlar forvetlerle şampiyonluklar beklerle kazanılır. “Allahını sevenin defansa” koştuğu Haziran günlerinde bunu bir kez daha anladık. Halkların şampiyonluğu için en önemli mesele defans. Savunmayı biraz daha dikkatli kurabilseydik, forvetlerimizle kazandığımız barikatlarımız daha kalıcı olabilirdi. İkincisi elbette Slaven Biliç. Bir röportajında şöyle diyordu, “Evet biliyorum, sol bek. Geldiğimde herkesin dilindeydi. İlk öğrendiğim Türkçe söz buydu”. Yatağın bile solunda yatmak isteyecek kadar takıntılı olan bizler kendimize buradan bir damar bulmakta gecikmedik elbet.

Biraz da Sol Bek’çileri tanıyalım mı?

Sokakta ve tribünlerde yaşayan insanlarız bizler de. Şeref Bey Stadı’nın (İnönü Stadı) Eski Açık Numaralı tarafı ortak noktamız. Vizeleri olduğu için yazamayacak öğrencilerden, torununu uyuttuğu için telefona bakamayan tekaütlüğü gelmiş dedelere kadar geniş bir yelpazemiz var. 10-15 kişi çekirdeği oluşturuyor diyebiliriz. Çoğunluk İstanbul’dayız; ama şehir dışında, yurtdışında yaşayan arkadaşlarımız da var.

Sol Bek Fanzin niye var?

Taraftarlık duygusunu rencide eden al-sat’çı endüstriyalizme karşı çıkmak için varız öncelikle. Semtten gelen değerlerimiz için varız. Hakemi değil, çizgiye bastığı için kırmızı kart gören Atiba’yı sorgulamayı tercih ediyoruz. Hakkımız yensin istemiyoruz ama buradaki vurgu “biz”de değil “hak”ta. Her insanın, topluluğun doğuştan gelen ve/veya oyunun kurallarından kaynaklanan hakları olduğunu düşünüyoruz, saygı gösterilmesi gereken hakları. Sol Bek Fanzin, böyle bir bakış açısıyla, meftunu olduğumuz Beşiktaşımız’ın varoluşuna küçük bir katkı yapsın istiyoruz. Şu ortamda, Baba Hakkı’ların Şeref Beyler’in izdüşümünü arıyoruz. Sonra görüyoruz ki, o izdüşümü bizleriz. Kirlenmeye ne kadar direnirsek o kadar çok yaklaşıyoruz kulübü kuranların değerlerine.

Hangi yazıların yazılacağına, kimin yazacağına nasıl karar veriliyor?

Yazı yazmaya oturunca durmak bilmeyen insanlarız. Ne yazılacağı, kimin yazacağı  değil de ne kadar yazılacağı tartışma konusu oluyor aramızda. Örneğin ikinci sayıda görece uzun yazılar vardı. Bu yüzden yazı adedi azdı. Tasarım ve dizgi ekibinin ültimatomlarıyla vuruş sayımıza dikkat etmeye başladık ve 3. Sayı bizim için gerçekten çok şık oldu. 4 ise bir ağıt. Tek forma, 16 sayfa için zaten yeterli yazılar genellikle mail ile paylaşılıyor. Yine 4. Sayımıza kadar yazı seçmek zorunda kalmadık pek. Geleni koyduk. Ama 4. Sayı çok özeldi bizim için. Çünkü Slaven Biliç’e veda etmek istiyorduk. Birkaç yazışma sonrası herkes fikir birliğine vardı. O kadar çok yazmak isteyen çıktı ki önce yazıları elemeyi düşündük; ama hiçbirisine kıyamadık. Biz de tuttuk sayfa sayımızı 20’ye çıkarttık.

Dağıtımı nasıl yapıyorsunuz, kolay bulunabiliyor mu Sol Bek?

İstanbul içine elden yapıyoruz dağıtımları. Vakti olan arkadaşlar gittikleri semtlerdeki dağıtım noktalarına bırakıyorlar. İstanbul dışında 5 ile gönderiyoruz. Karşı ödemeli kargo ile dağıtım masraflarını da paylaşmış oluyoruz. http://solbek.org/dagitim-noktalari/ adresinden dağıtım noktalarımız öğrenilebilir. Bu arada, 1. sayı tamamen tükenmiş durumda, neredeyse kendi nüshalarımızı bile verdik. Ama bu bir fanzin ya, dileyen dilediği gibi çoğaltabilir, tüm endüstriyel durumlara inat!

Masrafları bölüşüyoruz dediniz…

Evet, çünkü Sol Bek, tüm fanzinler gibi ücretsiz dağıtılıyor. Sadece şehir dışına göndermek için karşı tarafın katkısını bekliyoruz.

Gelelim son sayıya ve Biliç’e…

10 gün içinde dağılan bir futbol macerasının sonlarına doğru artık hocamızla yolların ayrılacağı belli olmuştu. Ortak bir karar almamış olsak da son sayıya herkesin Biliç ile ilgili yazacağı belliydi. Sonra bunu karara dönüştürdük. Biliç belki de şu an’a kadar taraftar hissiyatıyla en çok örtüşen hocaydı. İçten, tutkulu, duygusal ve mücadeleci. Burada uzun uzun anlatmaya gerek yok; çünkü zaten yazılar ne düşündüğümüzü ortaya koyuyor. Özetlemek gerekirse biz Türkiye’de sporun gelişmesinin önündeki en önemli engelin yöneticiler olduğunu düşünüyoruz. Hem kulüp hem federasyon hem de kamu yöneticileri. İkinci sırada gazetecilikle ilgisi olmayan holigan, tetikçi köşe yazarları ve muhabirleri sayabiliriz. Spor kültürü taşımayan, menfaatleri için her türlü kötülüğü yapabilecek bu insanlardan sıdkımız sıyrıldı. Bununla birlikte Biliç gibi yüksek değerleri temsil eden insanların itibarsızlaştırılması elbette ki kanımıza dokunuyor.

Son sayınız kendisine ulaşmış…

Evet, buna çok sevindik. Sol Bek-4 baskıdan çıktığı gün Biliç’e ulaşmış. Biz kendisine sarılıp veda edemedik, Küçüksu’da iki kadehin belini kıramadık belki ama Sol Bek’i onun ellerinde görmek hüznümüzü bir nebze azalttı.
side effects of Tadapox purchase TADAPOX



Yorumlar kapatıldı.

YOU MAY LIKE