O poster

Bundan tam üç yıl önceydi. Haydarpaşa’dan kalkan Fatih Ekspresi Ankara’ya doğru yol alıyordu. Gar Lokantası’ndan alelacele çıkan bizler de yemekli vagondaki son masaya kuruluyorduk.

Vagon arasındaki “sigara içilmez” tabelasının altı genelde dumanlı oluyordu. Rakı muhabbeti, muhabbet de anıları besliyordu. En güzel meze, trenin geniş camları ardından hızla akan hayattı.

Bunların hepsi yaşandı ve bitti. Bitti, çünkü artık Haydarpaşa Garı’ndan Ankara’ya tren kalkmıyor. Ankara’yı boş ver, hiçbir yere tren kalkmıyor İstanbul’dan. Hızlısı, Yüksek Hızlısı hariç!

* * *

Tren Ankara’ya vardı. Her Ankara’ya gidişimde uğrak yerlerim vardır benim. Ne bileyim Tunalı Hilmi Caddesi üzerindeki sahaflar, Sakarya Caddesi’ndeki birahaneler, Ankara Kalesi’nden puslu Ankara’ya bakış seremonisi benim Ankara’da olmazsa olmazlarımdandır. Bazen de Ulucanlar’a giderim. Binlerce ailenin ahını almış, birçok önemli ismin yattığı Ulucanlar’a…

Hatırlıyorum da ilk gidişimde heyecanlıydım. Dönem gazeteleri, hapishanede kalan insanların özel eşyaları, bazı bölümlerine dokunulmayan koğuşlar…

Birbiri ardına koğuşları gezerken sıra bir tanesine geldi. 90’ların sonundaki Hayata Dönüş (!) Operasyonu’na gerekçe olan isyanın başladığı ve “tabut” olarak adlandırılan (tavanı tabut şeklinde olduğu için) koğuşa girdim. İçerde onlarca ranza, dolap ve yatak vardı. Kapıdan girer girmez solda yer alan dolapların üzerinde gördüğüm poster heyecanımı ikiye katlamıştı. Evet, 1991-92 yılının efsane Beşiktaş’ının posteriydi.

Ulvi, Bako, Kadir, Ali, Gökhan, Zeki, Zeyer, Recep, Şenol, Rıza ve Feyyaz…

Öylece, ellenmeden dolabın üzerinde duruyordu.

* * *

Bu posterin aynısı yıllarca evimdeki elbise dolabımın üzerinde asılı duruyordu. Bir gün iyice kırışıp, buruştuğu için annem çöpe attı.
nolvadex sales australia buy nolvadex singapore



Yorumlar kapatıldı.

YOU MAY LIKE