Bulantı

Biliç Hocam gittiğinden beri Beşiktaş’ımız hakkında ne teknik-taktik konuşasım ne de bununla ilgili herhangi bir muhabbete dâhil olasım hatta duyasım bile gelmiyor. Geçen sayıdan beridir de Beşiktaş’ı içimde çok güzel yaşıyorum. Transfermiş, o’ymuş şu’ymuş… Dinlemeden.

Bu içe kapanma hissiyatı ve ihtiyacı Beşiktaş’a karşı bir küskünlük değil. Hem Beşiktaş’a küsülür mü hiç? Daha çok -muhtemelen- bir buhran dönemi. Esasen şunu da belirtmek isterim ki, bu yaşadığım komplike duyguların nedeni Bilic’in gidişi de değil. Başlangıcı Biliç’in gidişi olsa bile, kesinlikle temel nedeni bu değil. Adını ve nedenini koyamadığım bir şey olsa da, hakkında konuşmam gerekirse diyebileceğim şey nedensizlik ve bilinmezlik üzerine kurulu bir tür -belki de- dönemsel travma olduğu.

Beşiktaş’ın yaşadığı iddia edilen “başarısızlık” da nedenlerin arasında kesinlikle yok. Aksine, babamın bana anlattığı büyük insan sellerinin stattan ve stadın etrafından takımı desteklediği maçların anısıyla büyüdüm ben, Beşiktaş’ın ligde hiçbir iddiası olmadığı dönemlerde dahi yaşanan.

Tribüne girip, takımını destekleme ön koşulunun passolig olduğu, Beşiktaş yönetimince Beşiktaşlılığın orijinal ürün satın alıp, yönetim kurulu üyesi olma kıstasıyla ölçüldüğü, Beşiktaş Başkanı’nın sürekli ve sürekli Halkın Takımı Beşiktaş’ı ve Beşiktaşlı’nın boynunu eğdirecek hareketlerde bulunması. Belki de yaşadığım bir tür içsel Beşiktaş’ı sahiplenme hareketinin temel sebepleri bundandır.

Beşiktaş yener, Beşiktaş yenilir, Beşiktaş berabere kalır. Bunların hepsi, bir Beşiktaşlı için olağan şeylerdir. Aslında yazının genel temasında da söylediğim gibi, Beşiktaş’a karşı Beşiktaş’la beraber yaşadığım şey kesinlikle materyalist bir arzu listesi değil. Fakat bana “Peki ne?” dediğinizde, dediğim gibi pek bir şey diyemiyorum.

Yazıyı toparlamaya çalışırsam, Zeki Demirkubuz’un bu ülke için sarf ettiği “Bu ülkeye ve bu hayata dair hiçbir şeyin, hiçbir zaman benim dilediğim gibi olmayacağını biliyor, artık bundan acı duymuyorum.” sözünü biraz daha kişiselleştirmem gerekirse: “Beşiktaş’a ve bu hayata dair -bundan sonra- hiçbir şeyin, hiçbir zaman benim dilediğim gibi olmayacağını biliyor, Zeki Hoca’nın aksine bundan deli gibi acı duyuyorum.”

 



Yorumlar kapatıldı.

YOU MAY LIKE