Sezon başında çok da yeni bir şey yok…

Son 3 sezondur, Beşiktaş’ın yaptığı lig başlangıçları futbol otoritelerimizi şaşırtıyor. Slaven Biliç’in geldiği ilk yıl,  2013/2014 sezonunun ilk maçında 2-0’lık Trabzonspor galibiyeti sonrasında Beşiktaşlı futbolcular göklere çıkarılmıştı. Gökhan Töre ve Olcay Şahan maçın yıldızlarıydı ve oynanan dikine hızlı pas futbolu da şampiyonluk şansı görülmeyen Beşiktaş’ın geleceği için büyük umut vaat ediyordu.  Deplasmandaki 4-2’lik Kayseri Erciyesspor ve İstanbul’daki 2-0’lık Gaziantepspor maçlarından sonra ilk 3 maçta 9 puan yapan Beşiktaş ligin en iyi futbol oynayan takımı ilan edilmişti. Şampiyonluk önündeki tek engel stadının olmamasıydı. Hatırlayacaksınız, Gezi Direnişi’nin hemen sonrasındaki sezondan bahsediyorum.  4. haftada Olimpiyatlar için yapıldığı iddia edilen çimenlik alanda 70 bin seyirci önünde sergilenen tiyatrodan sonra, tamamlanamayan maçta Beşiktaş Galatasaray karşısında hükmen mağlup ilan edildi ve olaylar gelişti.

Geçen sezon Beşiktaş’tan beklentiler daha büyüktü. Şampiyonlar Ligi Play-off maçlarında Feyenoord’a karşı gösterilen performanstan sonra sonuçta Şampiyonlar Ligi’ne katılamasa da Arsenal karşısında oynanan futbol büyük beğeni kazanmıştı.  Ligin ilk maçında Mersin İdman Yurdu’nu tarlayı andıran bir zeminde 1-0 yendi. Ardından Çaykur Rizespor ile berabere kalındı ve Bursa deplasmanından çıkarılan tek gollü galibiyet ile 3 maçta 7 puan yapıldı. Beşiktaş yine iyi başlamıştı. En iyi futbolu oynuyordu, ümit vaat ediyordu ve olaylar gelişti.

Bu sezon da benzer bir performans ile başladı Beşiktaş. Mersin İdman Yurdu karşısında oynanan futbol ve 5 gollü galibiyetin ardından göklere çıkarılan takım, Trabzonpor’a 2-1 yenildi. 3. hafta da Gaziantepspor deplasmanında 3 puanı 4 golle alarak 3 maçta 10 gol, 6 puan yaptı.  Geçen iki sezona göre daha fazla hücum düşünen, bununla birlikte daha fazla pozisyon veren bir takım gördük. Her ne kadar kalede, stoperde ve ön liberoda alternatif oyuncuya ihtiyaç görülse de Samet Aybaba zamanında temeli atılan, Slaven Biliç’in takım haline getirdiği kadronun omurgası muhafaza ediliyor. Son iki sezonda özellikle ligin ikinci yarısı kendini gösteren kalite sorunu ve kadro derinliğinin yarattığı eksiklikler ülkenin en iyi antrenörlerinden Şenol Güneş’in dokunuşuyla oyuncuların gösterdiği gelişim ve yeni transferlerle aşılmaya çalışılacak.

İlk 3 haftanın gösterdiği, Beşiktaş hızlı pas oyunu ile sonuca gitmeye çalışacak. Sezona harika bir başlangıç yapan Oğuzhan ve Olcay, bu sezon patlama yapması beklenen Gökhan Töre, form tuttuğu zaman takımın liderliğine soyunan Sosa ve Quaresma’nın yetenekleriyle iyi alan kapatan savunmaları çözmeye çalışacak. Gaziantepspor maçının son 15 dakikasında olduğu gibi geniş alan bırakan takımları dağıtacak. Bununla birlikte Beşiktaş, sağ ve sol kanadı şampiyonluk yolundaki rakipleri kadar iyi kullanamayacak gibi görünüyor. Yeni transferler sol bek Tosic ve sağ bek Beck hücuma yeterli desteği verebilecek gibi görünmüyor. Bunda Beşiktaş’ın sağ ve sol açıklarının içeri doğru driplingle girmeyi seven oyuncular olmasının da payı var. Ancak ne Beck ne de Tosic sıfıra inip rakip defans düzenini dağıtacak,  Gomez’i ceza sahasında topla buluşturacak oyuncular değil. Gomez’in  Töre, Quaresma, Olcay önünde ne kadar verimli olacağı meçhul. Ancak Alman futbolcuların hiçbir zaman Beşiktaş’ı mutsuz etmediğini de unutmayalım.

Quaresma ise Trabzon maçında sadece amatörce gördüğü kırmızı kart değil, golden hemen önce kullanılan serbest vuruşta da topu durdurmadan oyuna başlaması futbolun basit kurallarını önemsemediğini gösteriyor. Olgunluğun yaşta değil başta olduğunu hatırlayarak, “aynı şeyi yaparak farklı sonuç beklemek ahmaklıktır” diyen Einstein’ın mı yoksa sonradan Bursa’ya transfer olan Macar Dzsudzsak (Cucak diye okunuyormuş) yerine olgun (!) Q7’yi tercih eden Beşiktaş yönetimi mi haklı çıkacak göreceğiz.

Son olarak Atiba! İlk üç maçın kuşkusuz en iyi oyuncusuydu. Takımı bir arada tutan bir kilit taşı gibi.  Takımın boyunu kısaltıyor, pas trafiğini yönlendiriyor, rakibi ilk o karşılıyor ve hücuma da çıkıyor. Takımın derli toplu oynamasında en önemli rolü oynuyor. Onu seyrederken keşke 3-4 yaş daha genç olsaydı diyorum ve keşke hiç sakatlanmasa diye düşünüyor insan. Çünkü şu anda alternatifi olmayan tek oyuncu O.

Bakalım olaylar nasıl gelişecek?



Yorumlar kapatıldı.

YOU MAY LIKE