Seni düşlerimizden biliyorduk

Koray Çapoğlu… Daha önce hiç karşılaşmadık, fotoğrafını ilk kez 20 Temmuz günü gazetelerde görmüştük; ama kim olduğunu biliyorduk. Çünkü bizlerden biriydi, başka renklere gönül vermiş, hayata bordo-mavi bakmayı tercih etmiş yüzbinlerce yoldaşımızdan biriydi. Her alanda kindarlığı örgütleyen zihinsel bozukluğa bizler gibi karşı duran bir kardeşimizdi. Onu tanımak için yan yana gelmemize, tokalaşmamıza, maç kritiği yapmamıza gerek yoktu, onu hep tanıyorduk.

Sadece tribünlerimiz farklıydı. 1 Mayıs kortejinde, Gezi’de, Çarşı davasında, Validebağ’da, Hrant anmasında, Suruç’ta bizi ayıran hiçbir şey yoktu. Bizi birleştirense düşlerimizdeki özgür dünya fikriydi. Onu düşlerimizden biliyorduk.

Gezi’de başlayan, sonra formadaki bir yıldıza heba edilen taraftar kardeşliğinin kararlı bir savunucusunu yitirdik. Devrimci Trabzonsporlular’ın kurucusu Vahap Güven bir devrimi savunmaya gitmiş ve direniş sırasında Kobane’de can vermişti. Koray, grup kurucusunun peşinden, bu kez yıkılan bir kenti inşa etmek için; çocuklara bordo-mavi sevgisini anlatmak için gidiyordu. Onun ardından yazıklanmaya, romantik dizeler düzmeye gerek yok. 32 yoldaşıyla beraber düşlerinin peşinden gitti ve açıkça davet edilmediği bir savaşta, leş bir pusuda düştü. Vicdanıyla aklıyla düşleriyle gitti Koray, Karadeniz derbisine gider gibi, İnönü deplasmanına gider gibi. Düşman değil, dost topraklara gitti. Bir devrimin yaralarını sarmaya, karanlığa direnen bir halkın çocuklarına umut olmaya, flaması ve oyuncaklarıyla gitti.

O son fotoğraf karesinde, sonsuza uzanan sıkılı yumruğunu süsleyen bordo-mavi flamadan bildik onu.

Beyaz bereleriyle nefreti körükleyenlere inat, gururla taşıdığı Bordo-mavi bayrağıyla hepimizi dayanışmaya çağırdı. Ezgi’nin siyah-beyaz atkısının aziz hatırası ne anlama geliyorsa düşen bayrak da o anlama geliyor bizim için. O bayrağı düştüğü yerden kaldırmak boynumuzun borcu olsun.



Yorumlar kapatıldı.

YOU MAY LIKE