Sorun Biliç’te değil, bilinçte!

Asıl büyük hata, İstanbul’da sürekli oynanacak alternatif bir saha bulunmadan Dolmabahçe İnönü Stadı’nın devreden çıkarılmasıydı. “Home”u, “ev”i, kendi sahası olmayan bir takım… Var mı bunun örneği?  Böyle bir takım, 400 metre yarışına 200 metre geriden başlamış demektir.

 

Kafası karışık yöneticiler, bir oraya bir buraya başvurup durdular.  Olmayacak adamların önünde diz çöktüler. Oysa diyelim Sarıyer Yusuf Ziya Öniş Stadı’na biraz para harcansa, Beşiktaş’ın yerli rakiplerini korkutacak bir yuvası olurdu. Bu da en azından fazladan 12-15 puan demeye gelirdi. Yani şampiyonluk… Seyirci sayısı 10 bin ile sınırlı olsa ne farkeder?

 

Beşiktaş’ın büyük bahtsızlığı Slaven Biliç değil, eyyamcı yönetimlerdir. Beşiktaş bu hezimet serisini nasıl yakaladı:  Bilgili, Demirören, Fikret Orman…

 

İnönü Stadı’nın kapatılmasında niçin bu kadar aceleci davranıldı? Şart mıydı? Çağın emredici sözcüğü olan “rant”a aykırı bir şey söylediğimin farkındayım. Orada dev rant yatmaktaydı. Başta Başbakan Erdoğan ve milletin bir yerlerine koymaya hazır  müteahhid takımı “hadi, hadi, hadi” diye sabırsızlanıyor, kulübe yardım ettikleri görüntüsüyle bağımlılık yaratmak istiyorlardı. Fenerbahçe çok akıllı bir şekilde hükümete muhtaç olmadan stadını yapmış, Galatasaray iktidarın kucağına oturarak “başarmış”tı  bunu, “Üçüncü büyük” Beşiktaş geri kalır mıydı?  Küresel takım olunacak ya!

 

Önce şu “üçüncü büyük”lük kompleksinden kurtulmak gerekiyor!

 

Sonuç ortada. Beşiktaş deplasmanlarda toplayacağı puanı topladı. Ama “ev”inde? Evi yoktu ki!  Takımı iki sezon sahasız bırak, sonra faturayı Biliç’e kes.  Beşiktaş’ın vicdanı böyle bir haksızlığı kabul etmeyecektir.

 

Sonra nedir o Vodafone Arena adının kepazeliği. Orası Şerefbey, Dolmabahçe, Mithatpaşa, İnönü stadıdır. Alo? Vodafone kim oluyor? Arena’nın iyi olanı Madrid’tedir ya da burada televizyondadır.  Bu kadar mı orijinaliteden yoksun bu Beşiktaş’ı yönetenler? Bu kadar mı taklitçi? Bu kadar mı muhtaç?

 

Slaven Biliç bu yönetime birkaç numara büyük gelmiştir! Tıpkı Çarşı gibi… Sorun kalpte değil, beyindedir!



Yorumlar kapatıldı.

YOU MAY LIKE