Sevinmek için sevmeyenlerin trajedisi

Beşiktaşımız’da bilmem kaçıncı seferdir yine bir dönemin sonuna geldik. FEDA’nın Samet’le HEBA edilmesinin ardından Önder Özen – Slaven Biliç ile umutlu bir restorasyona girmiştik. Sadece Beşiktaş için değil ülke futbolu için de rol model olabilecek bu girişim 2014 Temmuz’unda Özen’in gönderilmesiyle zaten topal bırakılmıştı. Ligin bitimine dört hafta kala başlayan yaylım ateş sonucu, nihayet 2015 Mayısı’nda tabutuna son çiviyi çakmış bulunuyoruz.

Meşhur sloganımızdır, “sevinmek için sevmedik”. Gel gör ki, işler pek de öyle yürümüyor tribün cephesinde. Pili erken tükenen telefona tek çaresi bir üst modeli “satın almak” olan bir toplumuz nihayetinde. Sevinmeyi hak ettiğimizi düşünüyoruz elbette; ancak sevinmek için bir yenisini “tüketmek”ten başkaca yöntem bilmiyoruz. “Çocuk” bırakılmış bir toplum olduğumuzu unutarak “yetişkinler”den medet umuyoruz bizi sevindirmesi için. Birlikte büyümek, birlikte büyütmek için yeterince sabırlı olamıyoruz. Ama o arabesk dünyalarımızda en çok sevdiğimiz şey acıların çocuğu olmak ki dilimizden düşmüyor: sevinmek için sevmedik!

Biliç’in final kazanamayan bir hoca olarak etiketlenip paketlenmesi, Liverpool finalini kazanmasının birkaç hafta sonrasına denk geliyor. Sol Bek’in ilk sayısına kapaktan giren o muhteşem fotoğraf herhangi bir vefa duygusunu tetiklemiyor maalesef. Finale kalıp Olimpiyatları Türkiye’ye getiren hükümetimizin önderliğinde her yıl Avrupa kupalarında finaller oynayıp bir kaçını da kazanan bir ülkeyiz ne de olsa!

Biliç’in sonunu getirememe illetiyle çok meşgulüz; ama bu illetin nedenleri nasılları konusunda kafa yormayı sevmiyoruz. Futbolu ilk onbirlerden ve oyuncu değişikliklerinden ibaret sanma lüksü içinde her hafta o çıkar mı, bu girer mi minvalinde laflarımızla üzerimize düşeni yaptığımızı düşünüyoruz.

Beşiktaş futbol takımının a’dan z’ye bizler gibi bir çocuk olduğunu şefkatle, sabırla büyütülmesi gerektiğini düşünmek ağır bir hakaret gibi sevinmek için sevmeyenlerin (!) dünyasında.

Devraldığı enkazı hurda değeri bile olmayan moloz yığınına çevirmek üzere olan yönetimin getireceği yeni hoca ile yeni bir döneme gireceğiz şimdi. Alacağımız ilk üç puanda sevinmek için sevmedik diyecek, ilk kayıpta darağacını kuracağız Şairler Parkı’ndaki Seba Heykelinin yanına.

O halde şu da Biliç’ten bize gelsin:

Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider.

  1. Behramoğlu

 



Yorumlar kapatıldı.

YOU MAY LIKE