Olmasaydı sonumuz böyle

Sana sevgim 2008 senesinde başlamıştı. Hırvatistan milli takımında kenarda bir adam yerinde duramıyor, sürekli oyunun içinde, sahadaki oyuncu kadar ter akıtıyordu. “Keşke Beşiktaş’a gelse” demiştim taa o gün. 2013 yılında adının geçmesiyle heyecanım başlmaıştı. Sonunda o savaşçı adam Beşiktaş’ımın başına gelmişti. Gördüğümüz tüm teknik direktörlerden farklıydı. Sosyalistti, küpe takıyordu, sigara içiyordu, gitar çalıyordu, hayatı biliyordu ne de olsa savaş yaşamış birisiydi.

Ben öyle 3-5-2, 4-4-2 falan anlayan biri değilim. Sahada Beşiktaş oyuncusu mücadele etsin, savaşsın, hakkını arasın benim için kafidir. Sen bunu yapıyordun. Senin takımın güzel bir takım oluyordu. Hakem hakkını yediğinde, yönetimin sesi çıkmazken sen isyan ediyordun, sahada hakeme baş kaldırıyordun, oyuncuna sarılıyordun, öpüyordun. Son dakika gol yiyip yenildiğimiz maç kenarda ağlıyordun. Gol sevincinde ben nasıl anneme, babama, kardeşime sarılıyorsam sen de oyuncuna, yardımcına sarılıyordun. Saha kenarında ben vardım ya, kardeşim vardı, arkadaşım vardı. Aynı duygudaydık. Ben nasıl Beşiktaş’ı sevip koruyorsam, sen de öyle sevip, koruyordun.

Şampiyon olamadın. Ee, n’olmuştu ki hocam, 20 sene şampiyon olmasak n’olurdu? En fazla üzülürdük, o da geçerdi zaten alışıktık. Ama bu düzen bize göre değildi be hocam. Şampiyon yapamadın kızdılar sana, küfür ettiler. Canım yandı be. Seni bir abim gibi, bir babam gibi sevdim ben. Hani insan hayatında bir şeye bağlanır ya umudu olur, sarılır ona, sen oydun işte. Sen biz istersek kimsenin bizden umudumuzu söküp alamayacağını öğretendin. Bizim hikâyemizde sevdiğimiz hep gider zaten hocam. Sen de gidiyorsun. Canımız yanıyor ama bir şey yapamıyoruz. Veda ederken dolan gözlerine bakarak bir sigara daha yakabiliyorum en fazla. Olmasaydı sonumuz böyle be hocam. Dedin ya benim için Türkiye’de bir tek Beşiktaş var. Benim için de bir tek sen varsın artık. Yolun açık olsun güzel hocam Slaven Biliç. Bundan sonra sen nereye, ben oraya.



Yorumlar kapatıldı.

YOU MAY LIKE