Dettmann yeni Koponen’ini ararken

henrik

Türkiye Basketbol Ligi (TBL) Avrupa’nın en iyi kaçıncı ligi tartışılır ama en iyi koçların ligi olduğu pek o kadar tartışılacak bir konu değil sanki. Ivkovic, Obradovic, Ataman, Sarıca, Mahmuti, Zdovc, Zouros gibi isimlerin rekabetine artık Henrik Dettmann da dahil.

Jari Litmanen’in, Mika Hakkinen’in, Aki Kaurismaki’nin, Amorphis’in yaşlanılası memleketinin yetiştirdiği bilge basketbol adamı Dettmann’ı aramızda görmek güzel, Beşiktaş’ın başında görmekse daha da güzel.

Memleket sathında basketbolun kırılma noktalarından biri olan Euro-Basket 2001’de final oynarken, uzatmaya giden yarı final maçında Nowitzki-Okulaja-Femerling üçlüsüne sahip Almanları geçmiştik. Dettmann’la tanışmamız çoğumuz için bu maçla başlar. O turnuvada oynattığı hücum basketboluyla dikkatleri üzerine çekerken yarı finalde “12 Dev Adam” tarafından Harun-Hidayet-Kutluay üçlüsünün 10 üçlüğüyle bir bakıma kendi silahıyla vurulmuştu. Yarattığı takım ise bir sene sonra Indianapolis’te biz parkeleri yolarken bronz madalyayı boynuna takacaktı…

Kariyerinde dile kolay 20 sene ulusal takım çalıştıran Fin koçun ülkesinin ulusal takımını taşıdığı seviye ortada. Kendi kulübünde benchi ısıtan Sasu Salin ve Petteri Koponen’den birer yıldız yaratması hâlâ hafızalarda. 2013’te bizimkilere aşkettiği tokat ve 2014’teki İspanya Dünya Kupası’nda 2001’deki yarı finalin çok benzerini yaşamasıyla basketbol kamuoyunun gündeminde epey yer etmişti. Bir gün yolunun TBL’ye çıkacağını kim kestirebilirdi ki?

İlk yabancı koçumuz

Beşiktaş Erkek Basketbol Takımı’nın tarihindeki ilk yabancı koçun böylesine özel bir isim olması hayra alamet. Bu yazının yazıldığı saatlerde yeni takımıyla 3 maça çıkıp, Pınar Karşıyaka ve İstanbul BBSK gibi zorlu deplasmanları kazanmış, Galatasaray derbisini ise hatalı bir hakem kararıyla kaybetmişti. Dettmann 7 maçlık mağlubiyet serisi sonrası kanamayı durdurmakla kalmayıp playoff dışı kalma ihtimalini de iyice zayıflattı.

Takımın başına çıktığı 3 maçta da abartı rotasyonu, takımı tanımaya çalışması ve arayış içinde olduğuna yorulabilir ama panik yok. Zira Amerikalıların “General Manager” (GM) dedikleri kişi bizde Yiğiter Uluğ.

İkilinin arasındaki fikir teatisi, oyuncularını tribünden izlediği TOFAŞ maçında bize kadar yansımıştı. Yani oyuncuların baskın özelliklerini takımla tanışmadan önce biliyordu. Çıktığı üç maçta –doğal olarak– sadece bir şeyleri görmek istedi. Gördüğü şeyler arasında bu takımda bir Koponen olmadığı da vardı elbette.

Lofton gibi fundemantali zayıf (misal: Lofton’u top sürerken, dribling yaparken ya da savunmada iyiyken, geçilmezken gören?) ama el üstü şut sokmakta mahir bir sayı makinesi (Mersin’de oynarken Fener’e 47 sayı attığı maçı hatırlayan?) artık bu takımda yok. Eldeki malzemeye göre ya Broekhoff’tan bir Koponen yaratacak ya da (Uluğ’un vizyonu fazlasıyla yeter buna) Fin yıldızı Khimki’den koparıp siyahbeyazlı formayı giydirecek. İki seçenek de bence mümkün görünüyor.

Elbette bu sezon iyi bir yerde tamamlanacak ama önümüzdeki sezondan itibaren üst yönetimde bir kriz yaşanmadığı sürece Uluğ-Dettmann aklı takıma seviye atlatmaya talip. Basketbolun Finlandiyalı bilgesinin de Beşiktaş’a “evet” derken bir bildiği, kendisine sunulan teklifte gördüğü bir şeyler olmalı.

Kimbilir, belki de gelecek sezon Beşiktaş’ın sezonu olur. Ne dersiniz?



Yorumlar kapatıldı.

YOU MAY LIKE