Sahaya ineriz…

sahayaineriz

23 Kasım 1947’de İnönü Stadı’nda Beşiktaş ile AIK arasında oynanan ilk futbol maçında seyirciler daha maç başlamadan önce sahaya atlamışlardı.

“Sahaya ineriz a…..z”i en son önceki hafta Olimpiyat’taki Bursa maçı (15 Şubat) bittikten sonra işittim… Bursalı topçular 90+3’teki galibiyet golümüzü hazmedemeyince arıza çıkardılar, taraf- tar da böyle bağırdı…

Geçmiş zamanda İnönü’de defalarca işittiğimiz bu “a…..z”i saymazsak, böyle harbiden güle oynaya sahaya indiğimiz son maç 13 Mayıs 2013’teydi, yani İnönü tarihinin son maçı olan Gençlerbirliği’yle oynadığımız maçtan sonra…

Bu, müspet gerekçelerle sahaya inmelerin daha da geçmişine gideyim dedim, en başına… Yani Beşiktaş ile İsveç’in AIK Solna takımları arasında 23 Kasım 1947’de oynanan ilk maç…

Bilumum Sporlar Kulübü

İsveç’in, dönemin en baba takımı olan AIK Solna bir güneydoğu turnesine çıkmaya niyetleniyor, Akdeniz’den geçerek Ortadoğu’ya doğru muhtelif müsabakalar yaparak… Kimileri “AIK Solna” kimileri “AIK Stockholm” diyor. Solna, başkent Stockholm’ün bir semti. Kulüp de bu semtte kurulduğu için öyle diyorlar. Tıpkı bizim semt gibi yani. 15 Şubat 1891 günü kurulan AIK’nin İsveççe açılımı da şöyle oluyor: “Allmänna Idrottsklubben” ki bu da Türkçe’de aşağı yukarı “Bilumum Sporlar Kulübü” anlamına gelmekte.

İlk futbol takımını ise 1896’da kuruyorlar. Biliyorsunuz bizim kuruluş 1903, ilk futbol takımımızın kuruluşu ise 1911. Bu arada bizim Federasyon da 1948 Londra Olimpiyatları’na bir hazırlık vesilesi olaraktan, “Hazır bu taraflara geliyorlar, buyursunlar İnönü’de çift kale maç yapalım” diyorlar.

21 bin kişilik statta 30 bin kişi!

23 Kasım günü İstanbul’da şahane bir hava var, güneşli ve parlak. Maçın 14.30’da başlayacağı duyurulmuş. Zaten basın günler öncesinden bu mühim olayı böyle ütülü çarşaflar şeklinde veriyor. Kapılar sabah saat 10’da açılıyor. Saat 13.30 civarına geldiğinde tribünler lebalep dolmuş durumda ve bu esnada gişelerde mütemadiyen bilet satışı devam ediyor. (Bilet fiyatları da şöyle: Açık 2 lira Kapalı 3 lira. Kıyaslayalım. O günlerde 900 gramlık bir somun ekmek 25 kuruşa satılıyormuş!) Kimilerine göre, o saat itibarıyla 21 bin kişilik stattaki seyirci sayısı 30 bini aşmış durumda ve habire yenileri geliyor.

Gazhane ve İTÜ tarafında, maça giremeyeceğini anlayıp da toplananların sayısının ise 20 ile 25 bin civarında olduğu söyleniyor. İçeride ve dışarıda izdiham had safhada! Nitekim tribüne yeni giren arkadakilerin ittirmesiyle ön sıralardaki vatandaşlar canlarını kurtarmak için “e, o zaman biz de mecburen sahaya ineriz…” diyorlar. İşte böyle oluyor ilk “sahaya ineriz…” olayı.

Beyaz pantolon laci gömlek

Saat tam 14.29’da AIK takımı sahaya çıkıyor, hemen akabinde de bizimkiler. Kaptanlar birbirlerine çiçek ve futbol topu armağan ediyor (demek ki o zamanlar flama yokmuş!) sonra sarmaş dolaş harika bir foto çektiriyorlar.

Fotomuz ve fanzinimiz siyah-beyaz olduğu için bizimkiler hariç şöyle renklendireyim: Misafirlerimiz, koyu lacivert-sarı çizgili çorap, beyaz “pantolon” (o devirde öyle denirdi), koyu lacivert “gömlek” (bu da öyle) giyinmiş vaziyetteler…

Artık maçtan dakika ve skor durumlarını da bir daha sefere anlatırım…



Yorumlar kapatıldı.

YOU MAY LIKE